KONUM ve TARİHÇE

Urartu Krallığı’nın başkenti Tuşpa, Van Gölü’nün kıyısında, Van ilinin takriben 5 km batısındadır; “Van Kalesi” adıyla da anılır. Tuşpa’nın başkent olarak kuruluşu, güneydeki ezelî düşman Assur’a ve de çetin doğa şartlarına karşı verilen mücadelenin uzun öyküsüdür. Her ne kadar başkent Tuşpa’nın I. Sarduri tarafından MÖ 9. yüzyılda kurulmuş olduğu düşünülsede Van Kalesi Höyüğü’ndeki arkeolojik veriler bu kentin geçmişinin iskân tarihi açısından MÖ 3. binyıllara, Eski Tunç Çağına kadar uzandığını göstermektedir. Kalenin yaklaşık 5 km. güneyinde yer alan Tilkitepe Höyüğü’nde ise en erken tabakalar Kalkolitik Döneme tarihlenir.
Tuşpa’nın adı, Assur kaynaklarında “Turuşpa”’dır. Daha sonraki çağlarda, Tuşpa’dan türeyen “Thospia”, “Tosp/Dosp” adlarıyla anılmıştır. Van adı ise, Urartuların kendi öz varlıklarını tanımladıkları Biane/Biainili teriminden gelmektedir. İban,Buana gibi adlar “Biane”den türeyerek,zamanla “Van”a dönüşmüştür. Tuşpa sitadeli, bereketli Van Ovası’nın ortasında yükselen yalçın Van Kayalığı’nın üzerinde yer alır. Ünlü gezgin Evliya Çelebi 1655’te Van’dadır, bu muhteşem kayalığı “üzerinde yükü ile çökmüş bir deveye” benzetir. Kalker kayalık, doğu-batı doğrultusunda takriben 1,5 km uzunluğundadır. Kuzey-güney aksındaki genişliği ise 70- 80 metreyi bulur. Yüksekliği 100 metreye ulaşan güneydeki dik ve sarp uçurum, bu yönden gelecek tehlikeleri imkânsız kılar. Sitadeldeki yapıların özgün tasarımları, Urartu yapı mühendisliğinin özellikle “yer seçimi” konusundaki üstün yeteneklerini sergiler. Topografyanın tüm özelliklerinden yararlanılmıştır. Kuzey yamaçlarda hem uçurumlardan, hem de doğal teraslardan yararlanılarak çok güçlü tahkimat sistemleri oluşturulmuştur. Aşılması imkânsız yüksek sur duvarları, eteklerden itibaren Yukarı Sitadeli ve İç Kale’yi kademeli bir düzenle bütünüyle çevreler. Yukarı Sitadel ayrıca doğu ve batıdan ana kayaya oyulan iki sarp hendekle, başka bir deyişle iki yapay engelle sınırlanmıştır. Yukarı Sitadel’e ve İç Kale’ye ulaşan “rampalı yol” sistemi kuzeybatı yamaçlarda yer alır. Başkent Tuşpa, birbirini takip eden güçlü kralların saltanatlarında en parlak dönemlerini yaşamıştır: Kurucu kral I. Sarduri’den (MÖ 840–830) itibaren, İşpuini (MÖ 830- 820), Menua (MÖ 810-785/780), I. Argişti ( MÖ 785/780- 756) II. Sarduri (MÖ 763–735/756-730) ve II. Rusa (MÖ 685-645) döneminde krallık gittikçe güçlenmiş, sınırlar genişlemiştir. Devlet yapısı da din dâhil, tüm yönleri ile kurumlaşır. Devlet, merkezî karakterli teokratik bir krallık görünümündedir ve yapısal olarak soylular, askerler, çiftçiler-köylüler ve köleler gibi sınıflardan oluşur. Başkentten Eyalet Valileri atanmakta, tam teçhizatlı güçlü ve devamlı ordu birlikleri beslenmektedir. Bunlar; süvariler, piyadeler ve savaş arabaları gibi muharip sınıflardan oluşan birliklerdir. Tuşpa Sitadel’inde kraliyet ailesinin yanı sıra rahipler, devletin ileri gelen soyluları ve komutanlar oturmaktadır. Tuşpa MÖ 1. binyılın ilk yarısı içerisinde, Anadolu’nun en görkemli ve en kalabalık başkentlerinden biridir. Sitadel ve Aşağı Şehir’le birlikte, kent nüfusunun 50 binden az olamayacağı düşünülmektedir. Aşağı Şehir’in çevresinde baraj ve kanallarla sulanan bereketli ovada, kraliyet ailesinin ve soyluların dillere destan bağları, meyve bahçeleri, koru ve ormanları uzanmaktadır. Muhtemelen MÖ 9. yüzyıldan sonra, güneydeki Aşağı Şehir iskân yoğunluğu açısından sur dışına taşmış, Van Kalesi Höyüğü’nün bulunduğu kuzey kesim dâhil tüm sitadeli çevreleyen mahalleler oluşmuştur. Van Kalesi Höyüğü’nde 1989-1991 yılları arasında sürdürülen kazılarda Tuşpalı bir soylunun konağı kısmen gün ışığına çıkarılmıştır. Başkentin nekropolü ise sitadelin 2 kilometre kadar kuzeyindedir. Çok geniş bir alana yayılan nekropolde, gerek mezar tipleri ve gerekse ölü hediyelerinin zenginliği, Aşağı Şehir sakinlerinin toplumsal yapısı ve refah düzeyleri hakkında ayrıntılı bilgileri gün ışığına çıkarmıştır.
Van Kalesi görkemli mezar yapıları, anıtsal savunma sistemi, kaya işçiliği ve yazıtları ile Urartu Krallığı’nın özgün ve görkemli karakterini yansıtan en önemli yerleşmedir. Yaklaşık 200 yıllık egemenlik sürecinin maddi kültür kalıntılarını, kültürel ve tarihsel kronolojisini, Van Kalesi ve çevresine yayılan aşağı yerleşmenin oluşturduğu tabakalardan izlemek mümkündür. Tuşpa-Van Kalesi’ni diğer krali Urartu yerleşmelerinde de olduğu gibi bir aşağı yerleşme çevrelemekteydi. Urartu’da aşağı yerleşme kavramı hakkında bilgilerimiz sınırlıdır. Ermenistan’da Karmir-blur, kuzeybatı İran’da Bastam, Van Gölü Havzasında ise Ayanis gibi merkezlerde yapılan arkeolojik kazılardan bilgi edinebilmekteyiz. Söz konusu Urartu yerleşmelerinde, kazılmış sivil mimari unsurlar, belli bir düzen anlayışından uzak, zamanla oluşan bir dokuyu yansıtırlar. Bastam, Karmir-blur ve Ayanis gibi merkezlerde iki üç sıra taş temel üzerinde yükselen kerpiç duvarlarla oluşturulmuş, odalardan oluşan yapılar bazı örneklerde bir avluya açılırlar. Özellikle Bastam’da görece daha gelişmiş ve geniş bir alana yayılan bir mimariyi izlemek mümkündür. Çok odalı ve bağımsız olarak tasarlanan yapılar içinde yaşama alanları yanında, ahır olabilecek tabanı taş döşeli mekânlar ile işlik tarzında düzenlenmiş salon/odalar bulunmaktaydı.