KAZI ve ARAŞTIRMALAR TARİHÇESİ

Van Kalesi-Tuşpa ve Höyüğü’nde arkeolojik çalışmalarının başlangıcı 19. yy’a kadar iner. 1916’da Rus bilim adamı A. Orbelli Van Kalesi’nde kazı çalışmalarına başlar, 1939 yılında ise Kirsopp ve Silva Lake adlı Amerikalı araştırmacılar höyük ve Aşağı Van Kenti’nde kazı çalışmaları yürütürler. İstanbul Üniversitesi (İÜ)’nin Van’daki kazı çalışmaları Prof. Dr. Afif Erzen yönetiminde 1959 yılında Toprakkale’de başlar. A. Erzen ve ekibi 1963’de Van Höyüğü’nde kazı yapar. 1972-1975 yılları arasında ise çalışmalarını Kalede sürdürürler. Van Kalesi Aşağı Kenti’nde İkinci dönem kazıları, 1987-1991 yılları arasında yine İstanbul Üniversitesinden hocamız Prof. Dr. M. Taner Tarhan tarafından yapılır. Van Kalesi Sitadeli’nde başlatılan kazılar, daha sonra genişletilerek Van Kalesi Höyüğü ve Eski Van Şehri’ni de içine alır. Van Kalesi ve Eski Van Şehri Tarihi Milli Park Projesi hazırlanır. Bu çerçevede birçok koruma onarım projesi gerçekleştirilir. Söz konusu kazı çalışmalarından elde edilen veriler değerlendirildiğinde stratigrafik açıdan Van Kalesi Höyüğü’nde en erken tabakaların Erken Transkafkasya-İlk Tunç Çağı’na kadar indiği anlaşılmaktadır. Oldukça dar alanda incelenmiş bu katmanlar höyüğün en kalın tabakasını oluşturur. MÖ II. Binyıl ve Erken Demir Çağı tabakaları ile Urartu sonrasına ilişkin arkeolojik veriler ise belirsizdir. Bu kültürlere ait herhangi bir mimari belgelenmemiştir. II. Binyıl ve Erken Demir Çağı tabakalarının varlığına ilişkin olarak öne sürülen az miktarda ve in-situ olmayan çanak çömlek de bu konuda fikir yürütmek için yetersizdir. Höyükte özellikle 1989-1991 yılları arasında Prof. Dr. M. Taner Tarhan tarafından yürütülen kazılarda, yaklaşık 400 m2’lik bir alana yayılan, 15 mekândan oluşan bir Urartu yapısı ortaya çıkarılmıştır. Taş temelli kerpiç duvarlı bu yapı grubu “Erken Evre Yapı Katı” olarak değerlendirilmiştir. Kalın bir yangın tabakası üzerine kurulu bu evre VIII. yy’a tarihlendirilmiştir. Bunun üzerinde yer alan ve daha geç dönem mezarları tarafından fazlasıyla tahrip edilen “Geç Evre Yapı Katı” ( 2. evre) ise VII yy’a tarihlenmiştir. Höyükte Geç Demir Çağı kültürü ise yine literatürde Festoon Ware ve Triangle Ware olarak adlandırı- lan çanak çömleklerle temsil edilir. Buna karşın bu döneme ilişkin mimari ve in-situ malzeme grubu tespit edilememiştir. 2010 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izinleriyle Van Kalesi Höyüğü-Tuşpa Aşağı Kenti kazılarına İstanbul Üniversitesi adına Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında tekrar başlanmıştır. Yeni dönem kazılarının ana hedefi özellikle Urartu öncesi tabakalar, Urartu dönemi ve Urartu’nun yıkılış evrelerine ilişkin yeni arkeolojik bulgular elde etmektir. Son yıllarda, Van Gölü Havzasında II. binyıl -Van-Urmiye Kültürü bu kültürün kronolojik süreci ve ova düzeyinde, yerleşik kültürler üzerindeki olası etkisi ve varlığı; Erken Demir Çağı-Yivli Çanak Çömlek Kültürü ve bu çerçevede Urartu Beylikler Dönemi-Proto Urartu olarak adlandırılan dönem, dolayısıyla II. binyıldan, Urartu’nun kuruluş evresine uzanan sürecin kronolojisi sıklıkla tartışılmaktadır. Bu aşamalara ilişkin birbirinden oldukça uzak kronolojik saptamalar, kültürel kurgular ortaya çıkmıştır. Urartu’nun yıkılış süreci ve bu süreçten sonra bölgede oluşan yeni kültür ve siyasi yapıya ilişkin arkeolojik veriler de yetersizdir. Van Kazıları bu aşamada söz konusu problemlerin yeni bir bakış açısı ve yeni bir kazı stratejisiyle tekrar değerlendirilmesi noktasından yola çıkılarak başlamıştır.
Tuşpa-Van Kalesi, Urartu’ya ait anıtsal mimari kalıntıları ve yazıtların bulunduğu uzun yıllar krallığın yönetim merkezi olarak kullanılmış ve yıkılışına kadar yerleşme dokusunu korumuş bir merkezdir. Kayalıklarına açılmış çok odalı görkemli mezar yapıları, anıtsal surları ve krali yazıtları ve diğer birçok mimari düzenleme bunu göstermektedir. Urartu’nun bu görkemli başkentinin aşağı yerleşmesinin de bu nitelikleri taşımış olması gerekir. Urartu başkentinin aşağı kentinin kazılması, Urartu’nun saray, askeri nitelikleri dışında, halkın geri kalanının yaşadığı alanların özelliklerinin belirlenmesi noktasında önemli bir adım olacaktır. 1989-1991 yılı kazı verileri kapsamında, öncelikle başkent ile ilişkili bürokrat, soylular yanında halkın yaşadığı yapılar ve bunlara ilişkin çevre birimler ortaya çıkarılması planlanmıştır. Bu çerçevede öncelikle yaşam biçimini belirleyen çevresel faktörler, mimariye bağlı donanımlar, beslenme alışkanlıkları, ölü gömme biçimleri, nüfus yoğunluğu ve çanak çömlek kültürleri vs. gibi konular da araştırmanın kapsamı içinde değerlendirilmektedir.