Ortaçağ Dönemi Yapıları

ESKİ VAN ŞEHRİ

Kalenin güneyinde yer alan şehri üç yönden çevreleyen surlar burçlarla takviye edilmiştir. İki kademe halinde inşa edilen surlarda dış surun önünde hendek niteliğinde bir su kanalının oluşturulduğu bilinmektedir. Bugün büyük bir kısmı yıkılmış olan bu surlar üzerinde doğuda Tebriz Kapısı, güneyde Orta Kapı, batıda ise İskele Kapısı yer alıyordu. Bunlardan Orta Kapı günümüze ulaşmış olup yakın zamanda onarılmıştır. Surlar ilk yapıldığında kerpiçten olup XVI. yüzyılda önce dış cepheleri, sonra da iç cepheleri moloz taş örgüyle kaplanmıştır. XVII. yüzyılda yapılmış Eski Van şehrine ait bir minyatürden bazı yapılar hakkında bilgi alınmaktadır. Buna göre Hüsrev Paşa Külliyesi’nin solunda Paşa Sarayı yer almaktaydı. Bu sarayın 40 odalı olduğu ve süslü bir bahçesinin bulunduğu bilinmektedir. Günümüze ulaşmamış bu saraya XVII. yüzyılda bir de divanhane eklenmişti. Kalenin batı ucunda içinden Horhor Suyu’nun aktığı Horhor Bahçeleri bulunmaktadır. Burada da Ketenci Ömer Paşazade Mehmet Paşa Sarayı yer almaktaydı. Sarayın 40 kadar odası olduğu, divanhanesinin büyük bir meydana baktığı kaynaklarda zikredilmektedir. Şehir, eski resimlerinden anladığımız kadarıyla tek veya iki katlı evlerden oluşan mahalleleri, camileri, kiliseleri ve diğer yapılarıyla 1915 yılındaki Rus işgaline kadar kullanılmıştır. İşgal yıllarında meydana gelen büyük yıkımlar ve yangınlardan dolayı halk şehri terk etmiştir. 1918 yılında şehrin geri alınması sonrasında yeni yerleşimler Van Ovası’nda kurmuştur. Eski Van Şehri günümüzde cami, medrese, han, hamam, imaret ve kilise gibi yapılarının çoğu harap şekliyle bir açık hava müzesi halindedir.

SÜLEYMAN HAN CAMİİ

Kanuni’nin 1534 yılındaki Irak seferi sırasında tamir ettirdiği bilinen yapının ilk inşa tarihi belli değildir. Kareye yakın dikdörtgen planlı cami, yakın zamanda yeniden inşa edilmiş olup moloz taş örgülü duvarlar üzerine kerpiç sıvalıdır. İçte dört ahşap direk üzerindeki düz tavan ahşap kütüklerden oluşmaktadır. Yapının doğu yönünde yer alan minaresi altta moloz taş kare kaide üzerine düzgün kesme taştan silindirik gövdeli olup tek şerefeye sahiptir.

KALEDEKİ AMBAR

XVI. yüzyılın son çeyreğinde yapılmış olduğu tahmin edilmektedir. Kareye yakın dikdörtgen planlı yapı, yan yana iki tonozlu birimden oluşmaktadır. Moloz taş duvarlar üzerinde yükselen üst örtüde tuğla kullanılmıştır. Yapının kuzeyden ve batıdan iki girişi bulunmaktadır. İç Kale’de yer alan yapının askeri amaçlı depo olarak kullanılmış olması muhtemeldir.

ULU CAMİİ

Günümüze harap vaziyette ulaşmış olan yapının son araştırmalara göre XII. yüzyılda Ahlatşahlar döneminde ya da 1400’den önce Karakoyunlular döneminde inşa edilmiş olduğu düşünülmektedir. Kareye yakın dikdörtgen planlı yapının kuzeybatı köşesinde silindirik gövdeli tuğla minaresi bulunmaktadır. Mihrap önünde payelere oturan mukarnas dolgulu bir kubbesinin olduğu, diğer bölümlerin ise yine payelere oturan yıldız tonozlarla örtülü olduğu eski fotoğraflarından anlaşılmaktadır. Yapıdaki kazı çalışmalarında ele geçirilen alçı buluntulardan duvarlarının zengin bitkisel, geometrik, yazı süslemeli ve boyalı olduğu anlaşılmıştır. Minarenin bitişiğinde zengin süslemeli taçkapısı bulunmaktaydı. XVIII. yüzyılda yapının kuzeyine bir bölüm eklenmiştir.

KIZIL CAMİ

Yapının XIII. yüzyılda inşa edilmiş olduğu tahmin edilen minaresi kesme taş kaide üzerinde tuğladan silindirik gövdelidir. Tuğlaların değişik istifiyle oluşturulan baklava motifli gövdede iki sıra firuze ve lacivert sırlı çanak dizisi arasında sekiz kollu yıldızdan gelişen geometrik kompozisyonlu kuşak yer almaktadır. Dikdörtgen planlı caminin duvarları moloz taş örgülü olup kesme taş kaplaması dökülmüştür. İki yanda beşik tonoz, ortada kubbeyle örtülü olduğu anlaşıla caminin XVIII. yüzyılda yeniden inşa edilmiş olduğu tahmin edilmektedir.

HÜSREV PAŞA KÜLLİYESİ

XVI. yüzyılda Mimar Sinan döneminde Van Beylerbeyi Hüsrev Paşa tarafından inşa ettirilmiş olan külliyede cami, türbe, medrese, imaret, han ve çifte hamam bulunmaktadır.Cami (6a): Kare planlı olup üzeri tromplarla geçişi sağlanan bir kubbe ile örtülüdür. İki renkli düzgün kesme taş malzemeyle kaplanmış yapının kapısı üzerinde 1567 tarihli kitabesi vardır.  Kuzeyde beş birimli son cemaat yeri olan yapının kare kaideli minaresi silindirik gövdelidir. Yapı cephelerindeki taş süslemeleri ve iki renkli taş işçiliğiyle dikkati çekmektedir. Taş süslemeli mihraba sahip olan caminin vaktiyle orijinal çinilerle kaplı olduğu bilinmektedir. Bu çinilerin tamamı Rus işgalinde sökülerek götürülmüştür. Günümüzdeki çiniler, kalan izlere göre yeniden imal edilmiştir. Yapı çeşitli dönemlerde onarım görmüştür.
Türbe (6b): Kapısı üzerinde yer alan kitabede 1587-88 yıllarında Mardinli Abdullah oğlu Şaban tarafından yapıldığı yazlıdır. Kesme taş malzeme ile inşa edilmiş yapı altıgen planlı olup içten kubbe dıştan piramidal külahla örtülüdür. Cephelerde yer alan kapı ve pencere açıklıkları üç dilimli kemerle taçlandırılmıştır. Kapısının taş işçiliği pencerelere göre daha zengindir. Türbede Hüsrev Paşa gömülü olup sandukası yenilenmiştir.
Medrese (6c): Camiyle aynı avluyu paylaşan 15 odalı medrese U şeklinde avluyu çevrelemektedir. Sivri kemerli revakların arkasında sıralanan odalar kubbe ile örtülüdür. Batı yönde yer alan dershane mekânı medreseden ayrıdır. Medrese, avluda yer alan şadırvanla birlikte eski temelleri üzerine yakın zamanda yeniden inşa edilmiştir.
İmaret (6d): Eski temelleri üzerine yeniden inşa edilmiş olan imaret kare planlıdır. Ortada bir kubbe, dört köşede kubbeli birer oda, dört yönde de birer eyvandan oluşan bir düzenlemeye sahiptir.
Han (6e): Moloz taş malzemeyle inşa edilmiş yapı dikdörtgen bir alana oturmaktadır. Bir avlu etrafına sıralanmış dikdörtgen ve kare odalardan oluşan yapı günümüze temel seviyesinde ulaşmıştır.
Çifte Hamam (6f): Moloz taş malzemeyle inşa edilmiş yapı dikdörtgen bir alana oturmaktadır. Kadınlar ve erkekler bölümünden oluşan yapının her iki birimi de benzer plandadır. Önde büyük kubbeli soyunmalık, ortada küçük kubbeli birimlerden oluşan ılıklık mekânı vardır. Sıcaklık mekânı dört eyvanlı ve dört köşe odalıdır. Doğu yönde boydan boya uzanan bir su deposu yer almaktadır.

KAYA ÇELEBİ CAMİİ

Kaya Çelebizade Koçi Bey tarafından XVII. yüzyılda inşa ettirilmiştir. Yapının kapısı üzerindeki kitabesi Rus işgalinde sökülmüştür. Kare planlı yapı kubbeyle örtülü olup önünde beş birimli bir son cemaat yeri vardır. Dıştan iki renkli kesme taş malzeme ile kaplı olan yapının kubbesi de taş kaplamadır. Kare kaide üzerinde yer alan silindirik gövdeli minare iki renkli taş örgülüdür. Camiye geçişi sağlayan kapı ve mihrapta zengin taş süslemeler bulunmaktadır. Yapı, pencere çevrelerindeki taş süslemeleri ve iki renkli taş işçiliğiyle dikkati çekmektedir. Caminin yanında günümüze ulaşmamış bir medresenin varlığı da bilinmektedir.

HORHOR CAMİİ

Abbas Ağa adında bir hayırsever tarafından XVII. yüzyılda inşa edilmiştir. Dikdörtgen planlı yapı moloz taş malzemeyle inşa edilmiş olup mihrap çıkıntısı iki renkli düzgün taş kaplama ile vurgulanmıştır. Mihrap nişi üstte istiridye kabuğu şeklinde düzenlenmiş, altta baklava deseninde yeşil, sarı, beyaz renklerde boyanmıştır. Yapının kuzeyinde bir medresesinin varlığı bilinmektedir.
 

BEYLERBEYİ HACI MUSTAFA PAŞA CAMİİ

XVII. yüzyılın başlarında inşa edilmiş olan yapının 1616 tarihli vakfiyesinden kare planlı olduğu anlaşılmaktadır. Günümüze yalnızca bir duvar parçası ulaşmıştır.

KETHÜDA AHMET CAMİİ

XIX. yüzyılda inşa edildiği tahmin edilen yapı dikdörtgen planlıdır. Duvarları iki metre yüksekliğe kadar moloz taş örgülü olup üst kısmı kerpiçtendir. İki beşik tonozla örtülü olduğu tahmin edilen yapı günümüzde harap durumdadır.

 

MİRİ AMBARI

XVIII. yüzyılın başlarında inşa edilmiş olan yapı dikdörtgen bir alana oturmaktadır. Moloz taş örgülü duvarlara sahip olan ambar, üç bölümden oluşmaktadır. Bölümler üçer tonoz ile örtülü olup yapının doğu cephesi kısmen dışa taşkındır. Ön cephede büyük sivri kemerli açıklık üzerinde tek yönlü bir merdivenle çatıya ulaşılmaktadır.
 


SARNIÇ

Bin Merdivenler olarak adlandırılan kayadan oyma basamaklarla kaleyle bağlantılı olan sarnıcın Urartular zamanında yapıldığı, daha sonraki dönemlerde de ilaveler gördüğü tahmin edilmektedir. Osmanlı devrinde kayaya oturan iki duvarın (doğu ve güney yönde) örülmesiyle sarnıç dikdörtgen bir alana dönüştürülmüştür. Aynı dönemde içeride düzgün kesme taş örgülü tonozlu galeriler ve rampalar oluşturulmuştur. Şehre bakan cephesinde mukarnaslı silmelerden oluşan bir çerçeve yer almaktadır.

ŞEYH ABDURRAHMAN BABA MESCİDİ VE TÜRBESİ

11. yüzyılda Bağdat’tan gelerek Van’a yerleşen ve halkı irşad ettiğine inanılan Şeyh Abdurrahman Baba ölümünden sonra buraya gömülmüştür. Koyu renkli taşla inşa edilmiş Abdurrahman Baba Türbesi sekizgen planlı olup piramidal külahla örtülüdür. Günümüze ulaşmayan zaviye-mescidi yerine yakın zamanda kare planlı kubbeli cami inşa edilmiştir. XIX. yüzyılda, içten silindirik dıştan sekizgen planlı ve piramidal külahlı Galip Paşa Türbesi yapılmıştır. Bu yapı topluluğunun etrafında zamanla bir mezarlık alanı oluşmuştur.

ÇİFTE (İKİZ) KÜMBETLER

XVIII. yüzyılda inşa edilmiş olan kümbetler sekizgen planlıdır. Cepheleri köşelerde sütunlara oturan sivri kemerli açıklıklıdır. İçten kubbe dıştan piramidal külahla örtülü olan kümbetler kesme taş malzeme ile inşa edilmiştir. Güneydeki Van Beylerbeyi Teymur Paşa’ya, kuzeydeki kardeşi Ahmed Paşa’ya veya Beylerbeyi Mehmet Emin Paşa’ya aittir. Kümbetlerin bulunduğu alan zamanla mezarlığa dönüşmüştür. Kuzeydeki kümbet 2011 yılındaki depremde yıkılmıştır.

 

SURP PAULOS VE PETROS KİLİSESİ (ÇİFTE KİLİSE)

Moloz taş ve kerpiç malzemeyle inşa edilmiş yapılar, 1844 depreminde büyük ölçüde hasar görmüştür. XX. yüzyılın başında kaynaklardan Surp Paulos Kilisesi’nin tek nefli, ortası kubbe ile örtülü ve apsisinin iki yanındaki hücreleriyle nispeten sağlam durumda olduğu, aynı tarihlerde Surp Petros Kilisesi’nin ise harap durumda olduğu öğrenilmektedir.

SURP VARDAN KİLİSESİ

Dikdörtgen bir alana oturan yapının, ortada merkezi kubbe ile örtülü olduğu anlaşılmaktadır. Apsisin iki yanındaki hücrelerin önündeki duvarlarda geç dönemde yapılmış geometrik desenli boyamalar ile figürlü süsleme izlerine rastlanmaktadır.

SURP STEPHANOS KİLİSESİ

Moloz taş malzeme ile inşa edilmiş yapı tek nefli olup üzeri pandantiflerle geçişi sağlanan tuğla kubbe ile örtülüdür. Apsis ve iki yanında hücrelerin olduğu bölümler yıkıktır.

SURP DSİRVANAROV ŞAPELİ

Dikdörtgen bir alana oturan yapı moloz taştan inşa edilmiştir. Tek nefli yapının üzeri içten beşik tonozla örtülü, dıştan düz toprak damlıdır. Apsisi derin bir niş şeklindedir. Yapı yakın zamanda onarım geçirmiştir.

 

BU ÇALIŞMA ESKİ VAN ŞEHRİ, KALESİ VE HÖYÜĞÜ KAZI BAŞKANLIĞI TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR. İZİNSİZ ve KAYNAK GÖSTERİLMEDEN KULLANILMASI YASAKTIR.