Urartu Dönemi Yapıları

Van Gölü’nün doğu kıyısında kurulan Tuşpa Kenti tarihöncesi çağlardan 20. yy. başlarına kadar geçen sürede birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır.Bunlardan en önemlisi ise Van kayalığı ve çevresine Tuşpa adıyla başkentlerini inşa eden Urartulardır. MÖ 9. yüzyıldan 6. yüzyıla kadar yaklaşık 250 yıl boyunca Doğu Anadolu Bölgesi, Kuzeybatı İran ve Aras Havzasında etkili olan Urartular siyasi etkilerine paralel olarak mimari açısından da birçok yeniliğin öncüsü olmuş başkent Tuşpa’da birçok anıtsal eser inşa etmişlerdir. Bunlardan Sardur Burç, Anıtsal Kaya Mezarları, Eski ve Yeni Saraylar, Doğu ve Batı Hendekleri, İçkale Surları, Minua Sirşinisi ve obelisklerin bulunduğu Analıkız Alanı Tuşpa’da günümüze kadar ulaşan önemli Urartu anıtlardır.

Sardur Burç (Madır Burç)

Sardur Burç, diğer bir adıyla Madır Burç başkent Tuşpa’nın bilinen en eski krâli yapısıdır. Tuşpa Sitadeli’nin batı ucunda yer alan ve en erken Urartu yazıtlarını üzerinde barındıran bu yapı Urartu tarihi açısından oldukça önemlidir. Urartu Krallığı’nın kurucusu I. Sarduri, Sardur Burç üzerindeki Assur dili ve yazısıyla yazdırtmış olduğu birbirinin tekrarı 6 adet yazıtta başkent Tuşpa ve Urartu krallığının kuruluşunu şöyle ilan etmektedir;
Lutipri oğlu Sarduri, büyük kral, güçlü kral, dünyanın kralı, Nairi Ülkesi’nin kralı, benzeri olmayan kral, hayret verici çoban, dik başlı uyruklarla savaşmaktan korkmayan kralın yazıtıdır. Lutipri oğlu Sarduri, krallar kralı, her kraldan haraç almış olan (benim). Lutipri oğlu Sarduri şöyle der: Bu taşları Alniunu Şehri’nden getirttim ve bu duvarı yaptırdım”.
Yazıyı kuruluş aşamasında Assurlulardan devşiren Urartular kral İşpuini döneminden itibaren kendi dillerinde de yazıtlar yazdırmayı başarmıştır. I. Sarduri döneminde (MÖ 840-830) başkent Tuşpa merkezli olarak gelişmeye başlayan Urartu Krallığı MÖ 832 yılında Assur ile savaşacak kadar güçlenmiştir. Bu dönem gerçekleştirilmeye başlanan imar faaliyetlerinden günümüze kalan tek örnek Sardur Burç yapısıdır. Her biri tonlarca ağırlıktaki iri bloklardan oluşan bu anıtsal yapı kuruluş aşamasında dahi Urartu mimarlığının ne denli gelişmiş olduğunu göstermesi açısından oldukça önemlidir. Ortalama 4 metre yüksekliğinde ve 47X13 metre boyutlarındaki Sardur Burç kuzey-güney doğrultusunda uzanmaktadır.
Günümüze kadar ulaşabilen iri bloklardan hareketle yapının Ururtu döneminde oldukça görkemli olduğunu söyleyebilmek mümkündür. Ururtulu taş ustaları, yapı temellerini oluşturan bu iri blokların her birini alttakinden birkaç santim daha geriye doğru koymuş, bu sayede ağırlık merkezi içeriye çekilerek yapının statiği günümüze kadar korunabilmiştir. Savunma sistemi içerisinde önemli bir işleve sahip olan Sardur Burç’un aynı zamanda giriş kapısı işlevinin de olabileceği düşünülmektedir.

 

VAN KALESİ/TUŞPA KAYA MEZARLARI

Tuşpa-Van Kayalığı’nın hemen hepsi güney cephesine açılmış yaklaşık 8 adet oda mezar bulunmaktadır. Bunlardan Neft Kuyu Mezarı, İç Kale  Mezarı, Doğu Odaları, I. Argişti Mezarı boyutları, plan anlayışları açısından paralellik taşırlar. Yine “Kremasyon Mezarı” çoğunlukla bu gruba dahil edilmektedir.
Mezar odalarındaki yüksek dikdörtgen ana giriş, büyük olasılıkla tek kanatlı, tunç kaplama ahşap bir kapıdan oluşmaktaydı. Mil yuvaları ve ana kayaya oyulmuş kilit aksamları bunu göstermektedir. Dışarıyla bağlantıyı sağlayan ana girişten sonra genişçe bir salona geçilir, bu salondan ise yine dikdörtgen kapı açıklıklarıyla yan odalara ulaşılabilmektedir.
Mezarlarda çok odalı bir mimari düzenleme uygulanmıştır. İçkale mezarlarında ana salon ile birlikte oda sayısı 7’ yi bulur. Yine I.Argisti Mezarı 6, Neft Kuyu Mezarı 5, Doğu Odaları,  4 odalı düzenlemeleri ile karşımıza çıkarlar.
Ana salon ve yan oda duvarlarına ölü hediyeleri veya kremasyon kaplarının konulabilmesi için nişler açılmıştır. Yine yan odaların bazılarında lahit altlıkları veya izleri ile ölü yatakları tespit edilmiştir.
ARGİŞTİ MEZARI
I. Argişti (785-756) Mezarı cephesindeki yıllıkları ile Van Kalesi’nde kesin tarihlendirilmesi yapılan tek mezar odasıdır. Cephesinde 1. Argişti’nin kroniklerinin yer aldığı mezar odası bir ana salon ve bu salonla bağlantılı beş odadan oluşur.
Mezar odasına ana kayaya oyulmuş basamaklarla ulaşılmaktadır. Merdivenlerin başladığı noktada küçük bir oda yer alır. Basamaklar boyunca, mezarın güneye bakan cephesinde ana kayaya kolonlar halinde yazılmış I. Argişti’nin yıllıkları “Hor Hor Yazıtları” olarak da adlandırılmıştır. Urartu Dönemi’ne ait en uzun metni oluşturan bu yazıtlar, kapının her iki yanında da devam eder.

 

KÜÇÜK HORHOR MEZARI
  • Argişti Mezarı olarak da adlandırılan Büyük Horhor Mağarası’nın hemen altında, yine ana kayaya açılmış basamaklarla ulaşılan Küçük Horhor Mezarı bulunur. Mezar’ın girişi diğer örneklerde olduğu gibi güneye bakar. Yaklaşık 1.60 m. derinliğindeki kapı geçidi, 1 .00 m. genişliğindedir. Doğu batı doğrultusunda uzun dikdörtgen planlı ana mezar odası 12.67 m. uzunluğunda, yaklaşık 3 m. genişliğinde ve 1.98 m. yüksekliğindedir. Düz tavanlı bu uzunca salonun kuzey duvarına, zeminden 20 cm yükseklikte dört adet büyük niş açılmıştır. Yükseklikleri yaklaşık 1.75 m olan bu nişlerden doğudaki daha küçük olmakla birlikte diğer üçü yaklaşık 2.05/1.95 x 2.00/1.87 m ölçülerindedir. Büyük boyutlu bu nişlerin her birinin birer gömü odası olarak kullanıldıkları kuşkusuzdur. Mezar odasının konumu I. Argişti mezarından sonra yapılmış olduğuna işaret eder ancak kronolojisini belirleyecek kesin verilerden yoksunuz. Plan anlayışı açısından Urartu örneklerinden ayrılan mezar odası daha çok Persepolis’te Nakşi-i Rüstem’deki krali Pers mezarlarının plan anlayışını yansıtır. Ancak basamaklarla ulaşılan mezar odası ise belirgin bir Urartu kaya mezarı karakteridir.
BÜYÜK PLATFORM ÇEVRESİNDEKİ MEZARLAR:
Van Kalesi’nde “Büyük Platform” olarak adlandırılan düzlüğün kuzeyinde Neft Kuyu Mezarı batısında ise İç kale Mezarı yer alır. Yine bu alanda İç Kale Mezarının üstündeki kayalık alanda, İç Kale surlarının hemen altında Arsenal Mezarı, yine Büyük Platform’un güneybatı noktasının altında  küçük boyutlu bir diğer mezar daha yer alır.
Kurucular/İç Kale Mezarı:
Büyük Platform’un doğusunda yer alan İç Kale Mezarı Van kalesindeki diğer mezarların aksine doğu-batı doğrultusunda ana kayaya işlenmiştir. Doğudan girilen mezar odasında öndeki büyük olmak üzere aynı aksta yer alan ve bir kapı açıklığı ile birbirine bağlanan iki ana salon yer alır. Öndeki salon daha büyük boyutludur, 55m2 ölçülerinde ve yaklaşık 6 m yüksekliğindedir.
Neft Kuyu Mezarı:
Büyük Platform’un kuzeyinde, Anıtsal Cephesi güneye, Aşağı Van Şehri’ne bakan Neft Kuyu Mezarı yer alır. Urartu mezar mimarisinde cephe mimarisiyle dikkat çeker ve bu açıdan tek örnektir. Anıtsal cephe iki pano halinde ana kaya yaklaşık 0.50 cm oyularak işlenmiştir.
Büyük Platform Altındaki Mezar Odası:
Neft Kuyu ve İç Kale Mezarları’nın açılmış olduğu “Büyük Platform”un kuzeybatı uç noktasının altında yer alan mezar odasına iniş için herhangi bir düzenleme görülmez. Mezar odasına güneye bakan, 1.43 m. yüksekliğinde ve 1.25 m. genişliğindeki küçük bir kapı açıklığı ile girilir. 
İç Kale Altındaki Mezar (Arsenal Mezarı):
Büyük platform olarak adlandırdığımız alanın yaklaşık 30 m. üzerinde yer alan mezar odasına sitadelin en yüksek kesiminde yer alan İç kale’den ulaşılabilmektedir. Burada da mezar odasına inişi sağlayabilecek herhangi bir düzenleme görülmemektedir. Güneye bakan mezar odasının kapısı 0.80 m. genişliğinde, 1.50 m. yüksekliğindedir. Ana kayaya açılmış kapı aksamına ilişkin oyuklar tek kanatlı bir kapının varlığına işaret eder.
 DOĞU ODALARI
Van Kayalığı’nın doğu hendeğinin doğusundaki alanlarda Urartu Dönemi’ne ait yapı kalıntısı daha azdır. Kuzey yamaçlarda Menua Çeşmesi ve Analı Kız Kutsal Alanı, güney yüzünde ise Doğu Odaları ve daha doğuda kremasyon mezarı Urartu Dönemi’ne tarihlenen başlıca yapılardandır.
Doğu Odaları olarak tanımlanan Mezar kompleksi birçok açıdan büyük platform etrafında yer alan Neft Kuyu ve İç kale Mezarları ile aynı özellikleri gösterir. Doğu hendeğinin dışına yapılmış olması daha çok uygun bir kayalık alan olmasıyla ilişkili görünmektedir. Güneye bakan anıtsal cephe düzdür. Mezar odasının önünde 17.70 x 8m. ölçülerinde geniş bir platform yer alır. Bu platforma ise oldukça anıtsal görünümlü merdivenle inilmektedir.  
KREMASYON MEZARI
Van Kalesi’nin güney doğu eteklerinde yer alan Kremasyon Mezarı  farklı bir plan anlayışı ile karşımıza çıkar. Aşağı kentten kolay ulaşılır bir noktada oluşu oldukça sıra dışı bir uygulamadır. Mezar odası diğer örneklerde olduğu gibi güneye bakar ve önünde aynı aksta olmayan iki kademeli bir platform yer alır. yaklaşık 1.40 m. genişliğinde ana kayaya oyulmuş basamaklarla oluşturulmuş merdivenler olasılıkla bu platformlara ulaşımı sağlıyordu.  Mezar odasına bugün oldukça tahrip olmuş bir kapı açıklığı ile ulaşılır. Kapı üzerinde ana kayaya oyulmuş oyuklar burada da açılır kapanır bir geçiş sisteminin olduğunu gösterir.

 

 

 

İÇ KALE VE ESKİ SARAY

Başkent Tuşpa’nın en yüksek noktasında kurulan ‘İç Kale’ yaklaşık 10 metreyi bulan oldukça yüksek surlarla çevrilmiştir. İçerisinde saray kompleksi, tapınak gibi unsurların bulunduğu oldukça korunaklı bu kesimdeki iç kaleye giriş batıdandır.
Tuşpa Sitadeli’nde bulunan Urartu dönemi yapılarından birisi de iç kale içerisinde yer alan ve ‘Eski Saray’ olarak bilinen yapı kompleksidir. 1988-1991 yılları arasında Prof. Dr. M. Taner Tarhan başkanlığında gerçekleştirilen kazılarda detaylı olarak ortaya çıkarılan oldukça özenli işlenmiş iri kalker blokların sitadelin batı ucundaki Sardur Burç yapısı ile benzerlik göstermesi nedeniyle ‘Eski Saray’ olarak adlandırılmış ve Urartu Krallığı’nın erken dönemlerine ait olabileceği öne sürülmüştür.

SURLAR:

Başkent Tuşpa Sitadeli’nin görkemli surları, ana kayaya oluşturulan teraslar üzerinde inşa edilmiştir. Yer yer 4-5 katlı bu kademeli teras duvarları aynı zamanda sur işlevi de görmekteydi. Basamaklar şeklinde her tarafta gözlemlenebilen ve üzerinde surların yükseldiği bu sekiler Urartu dönemini belirgin bir şekilde yansıtmaktadır. Günümüze kadar ulaşan surların alt seviyelerindeki iri blokların büyük çoğunluğu Urartu dönemine ait olup, üzerlerine Urartu sonrasından Osmanlı dönemine kadar birçok taş ve kerpiç eklemeler yapılmıştır. Bu eklemeler esnasında zaman zaman çivi yazılı taşlarda devşirme malzeme olarak kullanılmıştır.
Eski Van Şehri’ni çevreleyen yaklaşık 2 kilometre uzunluğundaki surlar ise I. Dünya Savaşı yıllarına kadar işlevselliğini sürdürmüştür. Ağırlıklı olarak Osmanlı dönemi izlerini yansıtan aşağı şehir surları Urartu döneminde inşa edilmeye başlanmış olmalıdır. Şehrin güneyde bulunan ‘Orta Kapı/Saray Kapı’ dışında batıda ‘Horhor Kapı’ doğuda ise Tebriz Kapı olmak üzere 3 ana girişi bulunmaktadır. Restore edilen güneydeki Orta Kapı ve doğudaki Tebriz Kapı günümüze kadar ulaşabilmiştir.

VAN KALESİ’DE YAZITLAR

1-Aramu’dan sonra Urartu tahtına oturan I. Sarduri (M.Ö. 840-830) krallığın başkentini Tuşpa’ya taşıyarak bugünkü Van Kalesi’nin de kurucusu olmuştur. Burcun batı yüzündeki birbirinin aynı, fakat farklı satır uzunlukları olan 6 yazıt bulunmaktadır. Sardur Burcu (Madır Burcu), Assur dilinde yazılması ve Urartu’nun ilk yazılı belgesi olması nedeniyle önemlidir.
            “Lutipri oğlu Sarduri, büyük kral, güçlü kral, dünyanın kralı, Nairi Ülkesi’nin kralı, benzeri olmayan kral, hayret verici çoban, dik başlı uyruklarla savaşmaktan korkmayan kralın yazıtıdır. Lutipri oğlu Sarduri, krallar kralı, her kraldan haraç almış olan (benim). Lutipri oğlu Sarduri şöyle der: Bu taşları Alniunu Şehri’nden getirttim ve bu duvarı yaptırdım”.
2-Sarduri oğlu İšpuini, İšpuini oğlu Menua ve Menua oğlu İnušpua’nın ortak yazıtlarından olan, Van Kalesi’nin Tebriz Kapısı olarak bilinen doğu ucu Ana kayaya kazılmış dikdörtgen bir pano. Üç kez tekrar eden yazıtta, Tušpa’ya Tanrı Ḫaldi Tapınağını ve Ḫaldi kapısını yaptırdıklarını ve “Tanrı Ḫaldi’nin bahşettiği bolluk, Ḫaldi Kapısının bahşettiği bolluk, yaşam, mutluluk ve büyüklük Sarduri oğlu İšpuini, İšpuini oğlu Menua ve Menua oğlu İnušpua’nın olsun” şeklinde devam etmektedir.
3-Menua oğlu Argišti’nin (I. Argišti), Van Kalesi’nin güney uçurumundaki anıtsal kaya mezarının girişine yazdırdığı ve “Horhor Yazıtları” olarak bilinen yıllıklarında belirttiği gibi; “babadan kalan yere”, yani tahta Tanrı Haldi’nin emriyle çıkmıştır. Duvarın bütün yüzeyini kaplayan yazıt 8 ayrı sütundan oluşmaktadır. “Menua oğlu Argişti, yüce tanrı Haldi için bu yazıtı tesis etti. Tanrı Haldi’nin yüceliği ile Menua oğlu Argişti, güçlü kral, büyük kral, Biainili ülkesinin kralı, krallar kralı, Tuşpa kentinin kahramanıdır…”.
 4-II. Sarduri’ye (M.Ö.  756-730) ait Van Kalesi’nin kuzey eteklerinde inşa edilmiş olan bir açık hava tapınağının nişleri içinde bulunan (Analıkız Niş, Stel ve Kaide) çivi yazılı belgeler kralın faaliyetlerini anlatmaktadır. Kendisini aynen babasının ünvanları ile tanıtmaktadır. “Hükmeden Tanrı Haldi için Argişti oğlu Sarduri bu yazıtı dikti. Tanrı Haldi’nin gücü ile Argişti oğlu Sarduri, güçlü kral, yüce kral, dünyanın kralı, Biainili ülkesinin kralı, krallar kralı, Tuşpa kentinin hakimi…” Kral Sarduri adına bir yenilik olarak “dünyanın kralı” ünvanını eklemiştir.
Menua oğlu Argišti der ki: Her kim bu yazıtı yok ederse, her kim zarar verirse, her kim bir başkasına bunları yaptırırsa veya her kim bir başkasına “Ben yaptım” derse, her kim herhangi birşeyi buradan götürürse ve birşey vermezse, tanrı Ḫaldi, tanrı Teišeba, tanrı Šivini ve bütün tanrılar, onu güneş ışığından yoksun etsinler. Šivini tarafından yaşam gücü ve soyu güneş ışığından mahrum bıraksın. Onun arhisini, inainisini ve yaşamını bitirip, hiçliğe atsınlar.
5-Anakayaya oyulmuş bir panoda İšpuini oğlu Menua’nın siršini (ahır) yaptırdığından bahseder. “Her kim sığırları buradan sürerse, her kim bir yere saklarsa, her kim sürüleri oradan çalarsa, her kim bu yazıta zarar verirse veya her kim bir başkasına bunları yaptırırsa, tanrı Ḫaldi, tanrı Teišeba, tanrı Šivini, ve bütün tanrılar onu yok etsin. Güneş ışığından mahrum bıraksın. Onun arhisini, inainisini ve yaşamını bitirip, hiçliğe atsınlar.” denmektedir.
6-Menua Çeşmesi (Tarmanalisi); Van Kalesi’nin kuzey eteğinde, her biri ayrı bir pano içinde yazılmış birbirine benzer üç ana kaya yazıtı bulunmaktadır. Kısaca, “İšpuini oğlu Menua bu barzudibidu’yu yaptırdı…. Her kim bu yazıtı tahrip ederse tanrı Haldi, tanrı Teišeba, tanrı Šivini, ve bütün tanrılar onu yok etsin” denmektedir.
7-Urartu kalelerinde tapınak ve saray gibi dini ve idari yapılarla birlikte, değişik boyutlarda depo binaları da inşa edilmiştir. Sadur Burcu’nun yanında anakayaya oyulmuş küçük bir pano içerisindeki yazıtta: “Tanrı Haldi’nin kudretiyle, İšpuini oğlu Menua bu tahıl deposunu yaptırdı. Orada 23.190 kapi (kap ölçü) vardır”.
9-Van Kalesi’nin tepesinde, doğu hendeğinin hemen doğusunda dönemi bilinmeyen bir yazıt bulunmaktadır. Anakayaya kazılmış bir nişin sol ve sağ yüzlerinde Assur dilinde yazılmıştır. Nişin tabanında bir stelin dikilmesi için oyuk vardır.
Bir kurban listesidir.
10-Van Kalesi’nin güney yüzünde Kserkses’e ait üç dilli Pers yazıtı vardır.
Ahuramazda büyük Tanrı, tüm tanrıların en yücesi, yaratan, Bu yeryüzünü, gökyüzünü, insanlığa mutluluğu veren Xerxes’i Kral yapan, herkesin tek idarecisi ve kralı Ben Xerxes’im, büyük Kral, Kralların Kralı, her türden insanın, Tüm soyların, yeryüzünün ve ötesinin Kralı
Akhamenidli Kral Darius’un oğlu,
Kral Xerxes der; babam olan Kral Darius, Ahuramazda’nın izniyle
Birçok güzel şey inşa etti, ve bu nişin kazılmasını emretti
Buraya bir yazıt yazdırmadığı için, ben bir yazıt için emir verdim.
Ahuramazda ve diğer tüm Tanrılar beni korusun, Krallığımı ve yapıtlarımı.

YENİ SARAY

Sitadelin batısında yer alan  Yeni Saray’ı; doğuda batı hendeği olarak adlandırılan ana kayadan düzeltilmiş kesim ile batıda I. Argişti’nin anıt mezar yapısı sınırlar. Urartu Kralı I. Argişti (MÖ 786-764)’ye ait anıt mezara yakınlığı nedeniyle I.Argişti tarafından yaptırıldığı düşünülen Yeni Saray’ın güneyi ise Eski Van Şehri’ne dik alçalan Van Kayalığı ile sınırlanmıştır. Saray, batıya doğru teraslandırılmış ve platformlar halinde düzlenerek inşa faaliyetlerine hazır hale getirilmiş alanlar üzerine kurulmuştur. Sarayın bölümlerinin inşa edildiği bu platformlar kuzeydeki yamaçlarda oluşturulan taraçaların üzerinde yükselen duvarlarla elde edilen düzlüklerdir. Kademeli 4-5 terastan oluşan düz alan üzerine kurulan sarayın kuzeyden güneye yükselen yapılarına merdivenlerle ulaşılmaktadır. Sarayın alt katındaki 12 adet depo ve servis odasının birçoğunun duvarları anakayadan işlenerek yapılmıştır ve duvarların taşıdığı ikinci katta kraliyet ailesinin fertleri ikamet etmektedir. Sarayın güneydoğu noktasında yükselen kule yapısı kuzeyden doğuya ve güneye yayılmış tüm aşağı yerleşmeyi adeta kontrol altında tutan bir özellik sergiler.
Yeni Saray’ın kuzeyinde, doğusunda ve batısında uzanmakta olan, basamakları andıran ana kayadan düzlenmiş duvar temel yatakları bugün bile görkeminden yitirmemiştir. Ortalama yükseklikleri 30-40 cm arası değişen kademeli duvar temel yatakları sırasınca ve yakınında duvar çıkmayı ve teraslamayı engelleyen doğal kaya oyukları kil ve çakıltaşından oluşan blokaj malzemesi ile doldurulmuştur. Böylelikle duvar bedenlerinin yükseleceği kesintisiz uzayan duvar temel yatakları oluşturularak imar faaliyetine uygun hale getirilmişlerdir.
Prof. Dr. Taner Tarhan başkanlığında temel yataklarının kazısının yapıldığı 1988 yılında, anakayaya oyulmuş özel yuvalarında, in situ halde, adak diskleri bulunmuştur. Toprakkale Haldi Tapınağı, Ayanis Haldi Tapınağı ve Yukarı Anzaf Kalesi Haldi Tapınağı temel yataklarında da  gerek adak halkaları ve gerekse adak levhaları bulunmuştur. Ele geçen bu adak buluntuları Urartu’nun krali yapıları inşasında uyguladığı dinsel bir ritüel olarak yorumlanmalıdır.
Van Denizi’nde kızıla kesmiş sarı sıcağın kayboluşunu izlemek belki de Sarayın bu alana yapılışındaki şiirsel nedendir.

ANALIKIZ KUTSAL ALANI

Van Kalesi’nin kuzeydoğu yamacında yer alan 40 x 15 m. boyutlarındaki kaya terası, içerisinde barındırdığı iki nişten dolayı halk arasında “Analı Kız” ya da “Hazine Kapısı” olarak bilinir. Urartu Krallığı’nın beşinci kralı II. Sarduri (MÖ. 755-730) döneminde yaptırılan bu alanın Urartu döneminde dinsel törenlerin gerçekleştirildiği bir kutsal mekân olduğu bilinmektedir.
Büyük çoğunluğu 1916’daki kazılarda ortaya çıkarılmış olan Analı Kız Kutsal Alanı’ndaki iki anıtsal nişte II. Sarduri’nin seferlerini anlatan bazalt steller bulunmaktaydı. Günümüzde ise bu stellerin bir kısmı Van Müzesi’nde, bir kısmı da yerinde bulunmaktadır.
Urartu Krallığı döneminde dinsel törenlerin gerçekleştirildiği bu alandaki kurban kanı akıtma kanalı günümüzde dahi kutsallığını yitirmemiştir. Öyle ki Perşembe günleri genç kızlar kısmetlerinin açılması temennisiyle önce bu alanın hemen aşağısındaki Abdurrahman Gazi türbesinde iki rekât namaz kıldıktan sonra buraya çıkmakta ve kanaldan aşağıya doğru “O yanım keçe bu yanım keçe, Allahım elime helal süt emmiş biri geçe” diyerek kaymaktadırlar.

MENUA ŞİRŞİNİSİ

Van kayalığının kuzey yamacında yer alan ve ana kayaya oyularak meydana getirilen bu kaya odası, girişindeki yazıttan dolayı Menua Şirşinisi olarak adlandırılmıştır. Hemen girişin sağında, ana kaya üzerinde yer alan bu yazıtta şunlar yazmaktadır:
İşpuini oğlu Menua bu yeri sirşini olarak yaptırdı. Menua der ki: her kim (kurbanlık) boğaları oradan sürerse, her kim bir yere kaldırırsa, her kim büyükbaş hayvanları(?) oradan çalarsa, her kim bu yazıta karşı suç işlerse veya her kim bir başkasına bunları yaptırırsa, tanrı Haldi, tanrı Teişeba ve tanrı Şivini onu güneş ışığından yoksun etsinler…
Yazıttan anlaşılacağı üzere Urartu Kralı Menua burada bir ahır yaptırmıştır. Bu ahırın en önemli farkı içerisinde bulunan büyükbaş hayvanların Urartu dinsel törenlerinde kurban edilen hayvanlar olmasıdır.

BU ÇALIŞMA ESKİ VAN ŞEHRİ, KALESİ VE HÖYÜĞÜ KAZI BAŞKANLIĞI TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR. İZİNSİZ ve KAYNAK GÖSTERİLMEDEN KULLANILMASI YASAKTIR.